5 Ocak 2016 Salı

Come Sunday

Hamamböceği haliyle İrma
Yepyeni bir yıla "Come Sunday / Pazar Günü Geldiğinde" diyerek başlamak, takip edecek günler ve haftalar için pek iyiye işaret değil. Adeta bir tembellik çağrısı gibi. Geçtiğimiz son bir hafta boyunca İstanbul'dan misafirlerimiz (evet, bizi ziyaret etmek uğruna hayatta birkaç kere yaşanacak güzellikte bir karlı yılbaşını bırakıp 'ahmak' ıslatan Londra havasına tamah eden güzel insanlar da var!) Birce ve Haydar ile Londra'nın altını üstünü getirdikten ve atacak adım, tadacak bira kalmayana kadar (işte şimdi fena abarttım) koşturduktan sonra gerçekten de tembellik edesim geliyor. Şu anda İrma'nın yanıbaşımda, bir 'hamam böceği' edasıyla kalorifere yapışık halde (yeşil yün yatağı üzerinde) Cannonball Adderley'nin Nippon Soul / Nippon Ruhu albümünde Joe Zawinul tarafından yorumlanan "Come Sunday" kaydını dinleyişine bakınca pek de yalnız değilim sanki.

Ben Slow'un Charlie Burns portresi
Bu yorgunluğun ardında yatan harika bir tecrübe ise alternatif bir Londra arayışıyla katıldığımız Brick Lane turuydu. Kendisi de bir sokak sanatçısı olan ve Bacon Sokağı'ndaki Charlie Burns işinin sahibi Ben Slow'un harika anlatımı eşliğinde sokak sanatının ne olduğunu ve Doğu Londra'yı nasıl etkilediğini yürüyerek ve gözlemleyerek keşfetme şansımız oldu. Tur boyunca Jonesy'nin sokaklardaki işaret direkleri üzerine yerleştirdiği bronz heykelcikleri görmek için kafamızı kaldırmamız gerektiğini, bu direklere asılı trafik işaretlerini etiketleyerek harikalar yaratan Clet Abraham'in aslen Fransız olduğunu öğrendik.

Jonesy'nin gerçek güvercin kanatlarından yaptığı bronz meleği
Clet Abraham'in trafik işareti
Stik - Bangladeşli kadın ve hipster genç bir arada
Biraz daha yürüdüğümüzde ise sınırlı çizim becerisine rağmen çöp adamlar aracılığıyla son derece politik işler yapan Stik'in basit dehasını; Belçika'nın Ghent şehrinden gelen Roa'nın yaptığı turnaya beş yıldır kimsenin dokunamadığını (Brick Lane'de bulunan Bangladeşli esnaf için turna kutlu bir kuşmuş); ilk bilgisayar oyunundan esinlenerek başlayan Space Invaders'in dünyanın 65 şehrinde gündüz gözüyle fosforlu kıyafetler giyerek çalıştığını; Porto Rikolu Alexis Diaz'ın bir hayli gerçeküstü tasarımlar yaptığını; Da Mental Vaporz (DMV) grubunun parçası olan Bom.k'un sokak sanatını bir sonraki aşamaya taşıyacak incelikte çizimler yaptığını; Güney Afrika'dan gelen Mushroom Man'in sağa sola mantarlar diktiğini ve duvarlarda yarı değerleri taşlar kullanmaktan çekinmeyen kabartma ustasının Cityzen Kane olduğunu keşfettik.
Roa'nın harika turnası
Mushroom Man'e ait bir mantar
Roa'nın Bacon Street'teki domuzu
Alexis Diaz
Bom.k
Bir Cityzen Kane kabartması
Neyse, şimdilik sokak sanatını bir kenara bırakalım ve Duke Ellington'ın 1943 tarihli (plak haline gelişi 1958) caz senfonisi Black, Brown and Beige / Siyah, Kahverengi ve Bej'in bir parçası olan standardımıza geri dönelim.  Sözleri albümün çıktığı 1958 yılında yazılan "Come Sunday" aslında daha çok pazar günü kilisede söylenmek için düşünülmüş zira tam pazar ayini içerikli bir metni var. Öyle ki zaman içinde Duke Ellington'ın kilise konserlerinde mutlaka çaldığı bir şarkı haline gelmiş. Öte yandan Dük'ün caz senfonisi ilk bestelendiğinde hem 1940lar'ın savaş ruhlu Amerikasınca hem de Bebop'tan yedikleri dayaktan bir türlü ayılamayan basmakalıp müzik eleştirmenlerince pek de beğenilmemiş ve piyasaya çıkmak için yeniden düzenleneceği 1958'i beklemiş.

Ted Gioia'nın önerilerinin hemen hepsi oldukça keyifliydi. İrma'nın mırlamasına en çok katkıda bulunan yorum birkaç sene önce vefat eden Abbey Lincoln'ün 1959 tarihli Abbey is Blue / Abbey Hüzünlü albümündeki kayıt olsa da, beni en çok alıp götüren seçenek efsane kilise şarkıcısı Mahalia Jackson'ın Dük ile birlikte yaptığı kayıt oldu. Gospel (İncil'in şarkı olarak söylenmesi) meraklısı olduğumu pek söyleyemeyeceğim ama eğer şarkı söyleyerek ibadet etmek mümkünse, "Come Sunday"in bu yorumu bu işin gerçekleştirilebileceğine dair en büyük kanıtlardan biri - umarım siz de benim kadar keyif alırsınız!


Unutmadan, caz vokalinden o kadar da keyif almıyorsanız, Dizzie Gillespie'nin 1960 yılında çıkan A Portrait of Duke Ellington / Duke Ellington'ın Bir Portresi albümü imdadınıza yetişecektir.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder