Son 10 gündür İrma ile ayrı kaldık zira hem Paskalya tatilinin keyfini çıkarabilmek, hem de bazı toplantılara katılabilmek için İstanbul'da bulunuyordum. Bu birkaç günden çok da bahsetmek istemiyorum zira gerek halkoylamasının, gerekse tam da Londra'ya dönmeden önce gittiğim Beşiktaş maçının yarattığı hasar oldukça ağır oldu. Öte yandan bu fırsattan istifade, annemin çocukluğunun geçtiği eski İstanbul mahallelerini gezme şansı buldum ve eski İstanbul'u, o dönemin ahşap evlerini, kiracılarını, manolya ağaçlı bahçelerini, süt kokulu mahalle dondurmacılarını ve çıkmazlarla dolu yokuşlarını annemin çocukluk gözlerinden dinledim. Bu vesile ile Süleymaniye Camii'ni de ziyaret ettim ve bahçesinden Boğaz'a doğru keyifle bakabildim.
Döner dönmez ise ilk işim (aradaki güreş, kucak, musluktan su içirme vs. gibi ön hizmetleri saymazmazsak) oturup İrma ile yeni bir standart dinlemek oldu ve sırada bir Jobim klasiği olan "Desafinado / Ezgisiz" vardı. Hiçbir zaman tam anlamıyla bir Bossa Nova hayranı olduğumu söyleyemem zira bu akım bana genelde asansör müziği hissi veriyor. Hatta bilerek ve isteyerek bir Bossa Nova albümü dinlemeyeli çok ama çok uzun zaman geçti, ancak hemen herkes gibi benim de kendimi farkında olmadan keyifle Bossa Nova dinlerken bulduğum anlar oluyor ve bugünkü caz standardımız "Desafinado", beni tam da böyle gafil avlayan şarkılardan bir tanesi.
Brezilya'da, Rio de Jenario'da doğup hayata bir mimar olarak devam etme planları kuran Antonio Carlos Jobim'in nasıl olup da Batı Yakası Cazı, Claude Debussy ve Samba'yı bir araya getirip Bossa Nova'yı yarattığını tam olarak çözebildiğimi söyleyemeyeceğim. Ama sonuç olarak 1960'lı yıllar Amerikası'nı ve eş zamanlı olarak tüm dünyayı ele geçiren Bossa Nova'nın sembolü olmuş şarkılardan biri Desafinado (bir diğeri de 'Girl From Ipanema - İpanemalı Kız' ama bu şarkıyı başlı başına bir standart olarak ele alacağımız için bugün bahsetmiyorum).
Desafınado, ilk olarak 1958 yılında Joao Gilberto tarafından tanıtılmış olsa da dünya çapında üne kavuşmasını ve bir caz standardı haline gelmesini esas sağlayan kayıt, Stan Getz ve Charlie Byrd'ün 1962 yılında piyasaya çıkan Jazz Samba albümlerinde bulunuyor. Geçtiğimiz 60 yıl içerisinde onlarca kez yorumlanan Desafinado, hem Portekizce hem de İngilizce vokaller ile de birçok kereler kaydedilmiş. Ted Gioia'ya soracak olursanız caz standardımızın en keyifli yanı akorlar arası geçişleri, ancak benim müzik bilgim ne yazık ki bu nüansı yorumlamaya (şimdilik) yeterli değil.
İrma ile en çok hangi kaydı beğendiğimize gelince... bu seferlik ufak bir hile yapmaya karar verdik zira kitaptaki öneriler ikimizin de içini pek açmadı, dolayısıyla biraz bakındık daha çok beğenebileceğimiz bir şeyler var mı diye. Sonuçta İrma'nın favorisi, daha önce benim Love Supreme Festivali'nde dinleme şansı bulduğum genç şarkıcı ve trompetçi Andrea Motis ile Joan Chamarro Group'un Barcelona'da gerçekleştirdikleri bir canlı kayıt oldu:
Bana soracak olursanız ise dinlediklerim içerisindeki en keyifli yorum bu yazı vesilesiyle tanıştığım Eliane Elias'a ait - kendisi Desafinado'ya aslen Blue Note etiketi ile çıkardığı 'Bossa Nova Stories - Bossa Nova Öyküleri' albümünde yer vermiş, ama beni esas heyecanlandıran 2010 tarihinde Basel AVO Session'ta sunduğu performans idi:
| Süleymaniye'den Boğaz'a Bakış |
Brezilya'da, Rio de Jenario'da doğup hayata bir mimar olarak devam etme planları kuran Antonio Carlos Jobim'in nasıl olup da Batı Yakası Cazı, Claude Debussy ve Samba'yı bir araya getirip Bossa Nova'yı yarattığını tam olarak çözebildiğimi söyleyemeyeceğim. Ama sonuç olarak 1960'lı yıllar Amerikası'nı ve eş zamanlı olarak tüm dünyayı ele geçiren Bossa Nova'nın sembolü olmuş şarkılardan biri Desafinado (bir diğeri de 'Girl From Ipanema - İpanemalı Kız' ama bu şarkıyı başlı başına bir standart olarak ele alacağımız için bugün bahsetmiyorum).
Desafınado, ilk olarak 1958 yılında Joao Gilberto tarafından tanıtılmış olsa da dünya çapında üne kavuşmasını ve bir caz standardı haline gelmesini esas sağlayan kayıt, Stan Getz ve Charlie Byrd'ün 1962 yılında piyasaya çıkan Jazz Samba albümlerinde bulunuyor. Geçtiğimiz 60 yıl içerisinde onlarca kez yorumlanan Desafinado, hem Portekizce hem de İngilizce vokaller ile de birçok kereler kaydedilmiş. Ted Gioia'ya soracak olursanız caz standardımızın en keyifli yanı akorlar arası geçişleri, ancak benim müzik bilgim ne yazık ki bu nüansı yorumlamaya (şimdilik) yeterli değil.
İrma ile en çok hangi kaydı beğendiğimize gelince... bu seferlik ufak bir hile yapmaya karar verdik zira kitaptaki öneriler ikimizin de içini pek açmadı, dolayısıyla biraz bakındık daha çok beğenebileceğimiz bir şeyler var mı diye. Sonuçta İrma'nın favorisi, daha önce benim Love Supreme Festivali'nde dinleme şansı bulduğum genç şarkıcı ve trompetçi Andrea Motis ile Joan Chamarro Group'un Barcelona'da gerçekleştirdikleri bir canlı kayıt oldu:
Bana soracak olursanız ise dinlediklerim içerisindeki en keyifli yorum bu yazı vesilesiyle tanıştığım Eliane Elias'a ait - kendisi Desafinado'ya aslen Blue Note etiketi ile çıkardığı 'Bossa Nova Stories - Bossa Nova Öyküleri' albümünde yer vermiş, ama beni esas heyecanlandıran 2010 tarihinde Basel AVO Session'ta sunduğu performans idi:
Son olarak, mutlaka ve mutlaka bir Ted Gioia'nın seçtiği kayıtlardan birini dinlemek istiyorsanız, benim tercihim Getz/Byrd'ün 1962 kaydı olurdu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder