15 Eylül 2015 Salı

Blue in Green


Tamı tamına 3 aylık bir aradan sonra "Blue in Green / Yeşiller içinde Hüzün veya Yeşil içinde Mavi" ile yazmaya yeniden başlıyoruz. Arka arkaya gelen seyahatler (ne mutlu ki önemli bir kısmı tatil ve keyif içindi) ve beraberinde gelen tembellik sonucunda bu kadar uzun bir ara verdik. Daha da önemlisi bu dönemde İrma ile ciddi biçimde ayrı kaldık, bu ayrılıklarımızı affettirmek için hüplettiği abur cuburlar (İrma'nın lugatında bu durum birkaç parça bacon, bol miktarda ton balığı, birçok kasenin dibindeki yoğurt olarak yorumlanabilir) sonucunda İrma'nın göbeği çıktı ve şimdi güz mevsimiyle beraber yazma keyfimize geri dönüyoruz.

Güz demişken... blog yazamadığım dönemde Türkiye'de yaşananlar ile ilgili düşüncelerimi en iyi ifade eden cümleye 'Ot Dergi'de rastadım, paylaşmadan edemiyorum - sevimsiz eskimizle kanlı güncelimizi korkunç bir güzellikte bir araya getiriyor: "Hiç unutmayın ki Eylül, bu ülkenin güzel insanları için kasvetli bir mevsimin; yani hazanın başlangıcıdır."

Neyse, bugünün karamsarlığını bir kenara bakıp müziğe dönmek iyi bir fikir olacak sanki. "Blue in Green" ilk defa Miles Davis'in 1959 yılında yayınlanan efsane Kind of Blue albümünde yer alsa da Ted Gioia'ya göre parçanın ana gövdesi Bill Evans'a ait. Gerek parçanın aslen kim tarafından bestelendiği, gerekse Kind of Blue için kaydedilişi ile ilgili daha detaylı bilgi almak için NPR'ın Quincy Troupe (öz yaşam öyküsünün yazımında Miles Davis'e eşlik eden kişi) ile 2006'da gerçekleştirdiği bir röportaja buradan ulaşabilirsiniz:

Geçtiğimiz 55 yıl içerisinde yapılmış kayıtları (secondhandsongs'a göre 58 değişik kayıt var, biz sadece 10 tanesiyle ilgilendik)  dinlerken dikkatimi çeken nokta, şarkının oldukça özgür bir forma sahip olmasından da yola çıkarak birbirinden oldukça farklı şekillerde yorumlanmış olmasıydı. İrma ile birlikte Ted Gioia'nın önerileri arasında en çok hangi kaydı sevdiğimizi bulmaya çalışırken Miles Davis'e ait asıl yorum bizi en derinden etkileyen oldu. Bu kayıtta yer alan ve yaklaşık 30 saniye süren John Coltrane solosu insanın (ve bu durumda kedinin) zihnini yavaşça ve kurşuni bir kesinlikle ele geçiriyor. Sanırsam bu etkiyi hisseden ilk ve son dinleyiciler de biz değiliz zira Kind of Blue albümünü değerlendiren Boston Üniversitesi'nden müzik profesörü Jeremy Yudkin, parçayı bir piramit, John Coltrane'in solosunu da piramidin zirvesi olarak tanımlamış. Bu onaylayan yorumun verdiği güvenle tam Miles Davis'i birinci tercihimiz olarak tanıtacaktık ki John McLaughlin araya girdi ve bizi bambaşka bir dünyaya çekti.

Bugüne kadar dinlediğimiz caz standartlarının yorumları içerisinde akustik gitar öne çıkan çalgılardan biri olmamıştı - ta ki John McLaughlin'in 1971 tarihli My Goal's Beyond albümündeki "Blue in Green" yorumunu dinleyene kadar (hatta bu albümü baştan sona ve özene bezene dinlemeyi planlıyoruz şimdi). Bu yorumu dinlerken bize hakim olan duygu bir başınalık ve ağırbaşlılık oldu, albüm eleştirilerini okuyacak olursanız Hint etkilerini yakalamak da mümkün.


Son olarak, eğer "Blue in Green"den keyif aldıysanız, biraz daha zaman ayırıp Richie Beirach ve Andy LaVerne'in 1993 yılında piyasaya sürülen Universal Mind albümünde yer alan kaydı da dinlemenizi tavsiye ediyoruz - kendinizi John McLaughlin'in yarattığından bambaşka bir atmosferde bambaşka bir parçayı dinliyormuş gibi duyacaksınız. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder