28 Eylül 2015 Pazartesi

But Beautiful

Geçtiğimiz haftasonu Londra'da aynı anda hem Merge Festival (Birleşim Festivali - farklı sanatçılar, mekanlar ve meslek gruplarını alışılmamış/deneysel şekillerde bir araya getirdiği için) hem de London Design Festival (Londra Tasarım Festivali) vardı. Bir de bu festivallerle beraber Tate Modern Müzesi'nde The World Goes Pop (Dünya Pop'a Sararkensergisi başlamıştı. Biz de Sırma ile beraber havanın da güzelliğinden faydalandık ve kapıdan her çıkışımızda İrma'nın ters bakışlarına maruz kalsak da birer birer bu festival ve sergileri dolandık.
On Your Wavelength
Merge Festival içinde takip edebildiğimiz işlerden 'On Your Wavelength' (Sizin Dalgaboyunuzda) EEG yardımı ile lazer ve sesten oluşan bir kompozisyon yaratılmasını sağlıyordu. Biz kendi beyin dalgalarımızın yansımalarını görecek kadar sabırlı değildik (1.5 saat beklemek pek mümkün olmadı) ama bir başkasının zihnindeki karmaşadan bir hayli keyif almayı başardık. 'Chamber of Wishes' (Dilekler Odası) yakamoz pırıltısı (biyo-ışıldaklı yosunsular demek daha havalı olur belki ama yakamoz işte, uzatmaya gerek yok) aracılığıyla rüyalar ve dileklerin üzerine bir çalışmaydı. Ne yazık ki hayvancıkların artık parlayacak enerjisi kalmadığı için bu işi daha çok fotoğrafları üzerinden değerlendirmek zorunda kaldık. 'Chain Reaction' (Zincirleme Tepkime) ise izlediğimiz işler içerisinde en beğendiğimizdi. Başlı başına ilginç bir yapı olan Kirkaldy Ölçüm Müzesi'nin zifiri karanlığa gömülü zemininde, zaman ve hareket kavramlarının çelik, ışık, ses ve bir dolu bilgisayar teknolojisi üzerinden yeniden tasarlanması üzerine kurulu olan Chain Reaction aslen Trope Tasarım isimli bir ekibin ürünüydü.

The World Goes Pop ise Pop Art akımının anglosakson kültürü dışında, dünyanın farklı köşelerinde nasıl geliştiği ve nelerden etkilendiğini anlatan oldukça eğlenceli bir sergiydi. Benim görmekten en çok mutluluk duyduğum eser ise Nicola L'in Isle of Wight'taki bir konser için tasarladığı, sonradan tüm dünyaya dolaşan 'Red Coat Same Skin For Everyone'u (Kırmızı Palto Herkes İçin Ortak Deri) görebilmiş olmaktı.

Nicola L - Red Coat Same Skin For Everyone
Son olarak London Design Week'in bir parçası olarak yüzlerce farklı marka ve tasarımcının bir araya geldiği Old Truman Brewery'deki fuarı gezdik. Benim en çok hoşuma giden parçalar (her ne kadar eve alıp ne yapacağıma dair pek bir makul cevap bulamasam da) Kore galerisi içindeydi. 

London Design Festival - Kore Galerisi
London Design Festival - Kore Galerisi




















Bu noktada haklı olarak soracaksınız, bütün bu sergilerin caz standartlarıyla ilgisi nedir diye. Temel olarak bu eserleri oluşturan insanların ne müzik dinlediklerini bilemesem de hepsinin kendilerince güzel olanı oluşturmaya çalıştıklarını düşünüyorum (elbette ki uğraşlarının hedefi illa da güzele erişmek olmayabilir ama bu halde dahi yine de benim gözüme güzel gözüken eserler meydana getirmişler). Bu varsayımdan yola çıkarak bu haftanın standardı "But Beautiful / Ama Güzel"den bahsetmeye başlayabiliriz.

"But Beautiful"u besteleyen Jimmy Van Heusen'in aynı zamanda Lockheed için test pilotu olarak çalıştığını ve diğer yandan da John F. Kennedy'nin başkanlık kampanyası için müzikler hazırladığını öğrenmek beni oldukça şaşırttı (İrma ise yorum yapmamayı yeğledi). Şarkı ilk defa 1947 yılında Road to Rio adlı filmin müziği olarak tanınmış olsa da zamanla birçok caz müzisyeni tarafından yorumlanmış. İrma ile farklı yorumları dinlerken iki seçenek arasında oldukça zor karar verdik. Bunlardan ikincisi ve bugün çok da üzerinde durmayacağımız kayıt Freddie Hubbard'ın 1960 yılında çıkardığı Open Sesame albümünden. Ama Freddie Hubbard'ın müthiş trompetinden daha da derinlere indiğini düşündüğümüz yorum tabi ki Lady Day'e ait. Billie Holiday, 1958 tarihli Lady in Satin albümünde bu şarkıyı söylerken Lester Young'u hayal etmiş midir bilemiyoruz ama eminiz ki bu balladı bir adım öteye taşımayı, şarkının sahip olduğu basit motiflerin de ötesinde bir duruluk içinde güzel kılmayı başarmış:

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder