12 Nisan 2015 Pazar

Autumn in New York

Bahar geldi dedikten sonra "Autumn in New York / New York'ta Sonbahar"dan bahsetmek biraz sırasız olacak sanki ama kitapta standartlar alfabetik ilerledikleri için bu şarkıyla devam edeceğiz. Ancak ilerlemeden önce, dün ziyaret etme şansı bulduğum "Hermès Wanderland" sergisinden bahsetmek istedim.

Moda ve tasarıma yönelik özel bir ilgim ve bilgimin olduğunu iddia edemeyeceğim, hatta tam tersi oldukça uzağında kaldığım konular. Ama nedense Hermès'in sergisi dikkatimi çekti ve bu sayede gerçeküstücülük kavramıyla rahatlıkla özdeşleştirilebilecek, son derece yaratıcı bir sunumu izleyebildim. Pierre-Alexis Dumas'ın küratörlüğünü yaptığı sergi, Emile Hermès'in koleksiyonunda bulunan nesnelerden de faydalanılarak izleyiciyi Paris'te gerçekleştirilen keyfi bir yürüyüşe (Flânerie, that wonderfully liberating art of urban wandering diye tanımlıyor küratör) dahil ediyor.

Hızlı bir parantez açıyorum, "Wandering" diyince bir anda onlar yıl öncesinde dinlediğim My Garden'ın Neon Lights albümünde bulunan ve William Wordsworth'ün 'I wandered lonely as a cloud / Dolaştım yalnız bir bulut gibi' şiiri üzerine bestelenen şarkısını anımsadım. Bu haftasonu 15 yıldır görmediğim 3 farklı arkadaşım ile aynı gün içinde görüşme şansı bulduğumu düşünürsek çok fena bir çağrışım sayılmaz. Kapıyorum parantezi.



Arka arkaya dizili odalar halindeki sergiyi gezerken tiyatro afişleri gibi dizilmiş çantaları, sokak lambaları içine hapsolmuş zamanı, yağmurdan kaçılan bir Café'deki içki şişeleri içine istiflenmiş takıları, içindeki eşyaların oynayıp durduğu bir Paris apartman odasını ya da gerçeküstü bir dünya içerisinde özgürlüğünü ilan eden çin porselenleri görmek mümkün. Dolanırken yanımda İrma olsa her şeyi nasıl da devirirdi diye düşünmeden edemedim. Ben birkaç fotoğraf ekledim, ama merak edenler, kendisi de oldukça sıradışı olan sergi websitesini ziyaret edebilirler.




"Autumn in New York"a dönecek olursak, tıpkı "April in Paris" gibi bu caz standardı da Vernon Duke'a ait ve yine pek de başarılı olmayan bir Broadway müzikalinden caza devşirilmiş ve gördüğü beğeni sonrası standart haline gelmiş. Şarkıyı ünlü eden kişi Frank Sinatra olmuş ve bu kayıt o kadar beğenilmiş ki Sinatra yıllar içerisinde birden çok defa bu standardı farklı yorumlarıyla yeniden kaydetmiş. Sinatra hayranlarını üzmek pahasına da olsa dinlediklerimiz içerisinde bizim tercihimiz Dexter Gordon'un 1955 yılında çıkardığı Daddy Plays His Horn albümünde yer alan yorumu oldu.

1 yorum:

  1. Irma affetmizdi her şeyi devirirdi..Video gelmiyor..Video contentini TR'de copyright yüzünden bloklamış :(

    YanıtlaSil